Mustafa Çiftci dünyasının ilk örnekleri, Adem'in Kekliği ve Chopin, yazarın  ilk hikaye kitabı.. Bunu öğrendiğim zaman kitabı daha bir dikkatli okumaya karar verdim. Çünkü Mustafa Çiftci'ye ait Ah Mercimeğim ve Bozkırda Altmışaltı isimli kitaplarını okumuş ve çok beğenmiştim. Bir yazara ait olan önce son kitaplarını okuyup daha sonra ilk kitabını okumak okuyucuya o yazarın dilini, anlatımı ne kadar geliştirdiği hakkında bilgi verir. Bu düşünceler doğrultusunda kitabı okumaya başladım.  Kitap iletişim yayınları tarafından basılmış ve 139 sayfadan oluşmaktadır. İçerisinde ; 

1- Adem'in Kekliği ve Chopin
2- Çati'ye Kıyamam
3- Anamın Adı Bahriye
4- Gülizar
5- Bildiğin Karı Koca Hikayesi
6- Kasap Kokusu
7- Eniştemin İlaçları
8- Kıpkırmızı
9- Kaplumbağa Kabuğundan Doksan Dokuzluk Tesbih
10- Müjgan
11- Komik Oluyorsun İlyas
12- Neşeli Gelin
13- Portakal
14- Şırıl Şırıl
15- Turkuaz Ajans
16- Diyeşet

Mustafa Çiftci, birbirinden sıcak birbirinden güzel 16 adet hikaye yer vermiş kitabında, kimi hikaye de ismini bilmediğini birine, imkansızlığa sevdalanan adem kalfayı, kimi hikayede yokluk içerisinde yaşamaya çalışan okumak dışında kurtuluşu olmayan hayatlarında yoksulluğa karşı mücadele eden öğrencileri, başka bir hikayede ise Tabelacılıktan ajansa terfi eden kurumsal kimlik peşinde koşan esnafları, başka bir hikayesinde ise çaresizlik içerisinde ölü yıkamaya çalışan korkakları anlatmaktadır. 

Yazarın daha önce okumuş olduğum kitaplarında kullanmış olduğu "Kısacası, herkese yetecek kadar sefillik hikayemiz var." cümlesi bu kitabına da işlemiş durumda, anlatılan hikayelerde yeterli miktarda sefillik hikayesi görülmektedir.

Ben Mustafa Çiftci'nin anlatmış olduğu hikayelerinde bir yaşanmışlık olduğuna inanıyorum yani olay ya Mustafa Çiftci'nin bizzat yaşamış olduğu bir olay yada yaşamı boyunca gözlem yaparak şahit olduğu veya yaşamış olduğu coğrafyada kendisine anlatılan olaylar ve karakterler olduğunu düşünüyorum. Yani anlatılan hikayelerde işlenen konular, karakterler günlük hayatta herkesin görebileceği hikayeler ve karakterlerdir. Bu kitabı okuduktan sonra sokaklarda yürürken kalabalıklarda gezerken gözüm hikayelerde anlatılan karakterleri aramaya başladı. Bunu yazarın anlatımında kullanmış olduğu günlük hayat dili de etkili olduğunu söyleyebilirim. Mustafa Çiftci kendisine sıcak, samimi ve insancıl bir dünya kurmuş ve bu kurmuş olduğu dünyada biz okuyucularına masal tadında kısa öyküler anlatmaktadır.

Kitap değerlendirmelerimin klasiği olan kendi yazmış olduğum arka kapak yazısına sıra geldi : 

Ankara'nın yarısı bizim aslanım diyen Yozgatlılar, Kalfalar, ustalar, kalabalık bekarhaneler, Sanat dostu marangozlar, Chopin dinleyen kalfalar, Yarısı yenmiş elmalar, Kendi karakterini çizenler, Cüneyt'in filmini izleyenler, cıncık gibi gözler, Hükümet meselesinden fener'in gölüne kadar her şeyden anlayanlar, Hükumette Demirel'in olduğu zamanlar, Ecevit'e reyini basanlar, radyodan maç dinleyenler, Matematiği belleyenler, cebinde sarı leblebi taşıyanlar, Dilek ağaçlarına renkli çaput bağlayan kızlar, Pabrikalar, Yevmiyeler, Karın ağrısı geçmeyen yeni yetmeler, Ağız kokusundan mustarip adamlar, Domates sevmeyen dedeler, Almanya'dan getirilen kokulu sabunlar, Güzel yeşil ve beyaz çizgiler, Neşeli gelin arayanlar, Felancanın oğlu felanca ile evlenenler, Cenaze sahipleri, Mezar eşen ameller, Diyeşet okuyan kadınlar, Bol etli kürt pilavı...

Bozkırda Altmışaltı ve Ah Mercimeğim ile tanıdığımız, iyimser ve insancıl Mustafa Çiftci dünyasının ilk örnekleri. Adem'in Kekliği ve Chopin, Mustafa Çiftci'nin ilk hikaye kitabı...