Mahir Ünsal ERİŞ'in iletişim yayınlarından çıkmış olan ilk roman kitabı "Dünya Bu Kadar" isimli kitabını okumadan önce açık söylemek gerekirse bazı tereddütlerim olmadı değil bu zamana kadar Mahir Ünsal ERİŞ'e ait olan; "Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde, Olduğu Kadar Güzeldik ve Benim Adım Feridun" isimli öykü türündeki kitaplarını okumuş ve çok beğenmiştim. Mahir Ünsal ERİŞ'in bu kez roman türünde bir kitap yazdığını duyunca hemen sipariş verdim kitap elime geçer geçmez, hemen okumaya koyuldum okurken aklımda acaba öykü kitaplarındaki başarısını roman türündeki kitap da gösterebilecek mi soruları aklımı meşgul ederken sayfalar ilerledikçe Mahir Ünsal Eriş bunu kurgulamış olduğu konusu ve birbirinden bağımsız görünen fakat birinin hayatlarını tamamlayan karakter ile aklımdaki tüm sorulara birer birer cevap veriyordu. İlk bölümlerde birbirinden kopuk görünen olaylar ve hayatlar sayfalar ilerledikçe okuyucuya bol bol "haaaa, haaaa" dedirtiyordu. Sayfalar ilerledikçe yazarımız Mahir Ünsal ERİŞ  olayların üzerini örtmüş olduğu perdeyi yavaş yavaş kaldırınca "yok artık, hadi canım" demeye başlıyor okuyucu. 

Olmayan bir hazineyi gösteren bir harita etrafında toplanan birbirlerinden bağımsız görünen fakat birbirlerinin hayatlarına değen karakterlerin bir kayısı bahçesinde çukura gömülen umutlarını, saygınlıklarını anlatan tadımlık  bir parça bir Karadeniz, bir tutam İç Anadolu hikayesi.

Mahir Ünsal ERİŞ, bu ke biz okuyucularının karşısına bir roman ile çıkıyor. Yeni bir dil yeni bir anlatım ve yeni bir ses fısıldıyor biz okuyucuların kulaklarına. Bence son derece başarılı olduğunu söylenebilir. Adeta İlk maçında sahaya çıkmış olan genç bir forvetin ilk ayağına gelen topu doksana takması gibi. Kitap da anlatılan hikayenin kurgusu ise tam bir zeka ürünü, Mahir Ünsal ERİŞ, zeki bir boksör gibi rakibini oyalayıp oyalayıp en ummadığı anda o bitirici yumruğunu rakibe indiriyor ve okuyucu nakavt.

Evdeki kırlentler, Paşabahçe sürahiler, Kutsal olan danteller, Araban karpuzu, Gözünde büyütülen aşklar, Kocaeli'nin ligde fırtına gibi estiği zamanlar, Memurun medeniyet neferi sayıldığı yılların Ankara'sı, Kazası olmayan muhabbetler, Ölüm hakkında her şeyi söyleyen yaşayanlar, Menzile giden sofiler, Bitli olmayan kuçikler, Dinmeyen felaket fırtınaları, Ters dönen resimler, Falcılıktan medyumluğa geçenler, Futboldan anlamayan Pele'ler, Ansiklopedilerin salonların süslediği yıllar, Bitirim milliyetçiliği, Atatürk milliyetçiliği, Nizamlar, Selametler, Faziletler, Avrupai pozlar, Sosyal demokratlaşmayı, Yeşil vadiyi paylaşamayan Seferoğulları ve Tellioğulları, Penaltı kralı koca Yorgo'lar, İçilen niğde gazozları...

 Dünya Bu Kadar, gecenin karanlığını yırtan keskin ve karmaşık görünen akıcı bir roman...