Çağdaş Türk Edebiyatında, kendine has bir dil ile “gerçeklerle gizlenmiş hayaller üzerine yaratmış” olduğu sözgelimi evreniyle edebiyatımızın usta isimlerinden Hasan Ali Toptaş’ın beş öyküden oluşan yeni kitabı “Gecenin Gecesi” sizi sözgelimi evreninde Hasan Ali Toptaş (HAT) gezegenine davet ediyor. 

Everest Yayınları tarafından yayımlanan Hasan Ali Toptaş (HAT) külliyatının son kitabı, “Gecenin Gecesi”“Yatak”, “Nihat”, “Fotoğraf”, “Veysel’in Kanatları”,Şeytan Uçurtması” adlı beş öyküden oluşan tadımlık bir kitap, size bu öykü yolculuğuna Ümit Ünal desenleri eşlik ediyor. 

Hasan Ali Toptaş (HAT) külliyatının son kitabı, “Gecenin Gecesi” kitabında yer alan öykülerinde, gri beton yapılarının hüküm sürdüğü adına modern yaşam dediğimiz yaşadığımızı sandığımız zaman dilimine az da olsa gönderme yapıp eleştirel yaklaşan ve artık çok uzakta; en az binlerce yıl kadar, binlerce ömür kadar, binlerce aşk kadar uzakta kalmış özlenen çocukluk anılarını özlemle yâd eden öyküleri kaleme almış Toptaş. Sanki hele ben bir çıkıp sokağa hava alayım demişte çıkmış sokağa ve gözüne takılan durum ve kişileri hayal dünyasından eleyip üzerine de bir tutam duygu yoğunluğu ekleyerek hazırlamış öykülerini tam kıvamına gelince de masamızın ortasına koymuş hadi afiyet olsun demiş biz bu öyküleri büyük bir iştahla mideye indirirken masanın baş tarafına geçip bakın size ne anlatacağım demişte, başlamış geçmiş ve gelecekten öyküler anlatmaya yani anlayacağınız tam bir sohbet havasında oluşturmuş öykülerini, peki öykülerinde ne anlatmaya çalış önce kulağımıza sonrada hayal dünyamıza değen şeylere bakacak olursak Hasan Ali Toptaş öykülerinde, yıkıntılar arasında titreyen küçücük çocukları, kaldırımlar da yatıp kalkan garibanları, çıplak ayakla varıp park köşelerine sığınan kimsesizleri, karda kışta cepheye sürülen gencecik yürekleri, ölüm korkusuyla yollara düşüp kederli kafileler halinde gecenin içinden geçip giden elleri, artık çok uzakta; en az binlerce yıl kadar, binlerce ömür kadar, binlerce aşk kadar uzakta kalmış özlenen çocukluk anıları, hatırlanması zor gelen hepi topu iki heceden adları, hayal bile olsa, işte böyle yıllarca süren yürüyüşleri, her yanı bulanık kavramlar, abartılmış, fikirler, karanlık, boşluklar ve gülünç çelişkilerle dolup taşan nutukları, buruşuk pantolonları, kirli gömlekleri, resim değil fotoğraf arayanları, karanlığa dişlerini geçiren hayvanları, zifiri karanlıkta eli tüfekli, eli sopalı kaynaşan karaltıları, gerçeklerinin başka olduğu kumar masalarını, gerçek gökyüzünde hayal rüzgârı ile süzülen ipi kopmuş şeytan uçurtmalarını… Kısaca günlük yaşamdan sokaktan, caddelerden, köylerden, kasabalardan, şehirlerden hep  kaybeden insanlar ve kaybettikçe yalnızlaşan yalnızlaştıkça kaybetmeye devam eden insanlarla karşılaşmanız mümkün. 

Sonuç olarak Hasan Ali Toptaş (HAT) külliyatının son kitabı, Gecenin Gecesi isimli öykü kitabını bir solukta okudum ve çok beğendim. Öyküye yeni bir soluk getirmeye çalışan Hasan Ali Toptaş bu kitabı ile de sadık okuyucu kitlesi dışına çıkarak tüm okuyucuların beğenebileceği bir anlatım ile kaleme aldığını söylebiliriz.